Gönül isterdi ki…

Sema Tuğçe Dikici
20 Nisan 2017
1625
      A A

Milyonlar tek yürek, nefesler tutuldu. Mevzu sadece Beşiktaş'ın değil, bütün Türkiye'nin çünkü. Son birkaç gündür stadın bulunduğu Decines Banliyösü'ndeki diyasporanın Fransız kanallarına Beşiktaş'ı küçümser yorumlar yaparak, “Türkleri sevmiyoruz” demesine de şaşırmadık. Malum yaraları taa 1900'lü yılların başına uzanıyor. Bu yüzden toplu ya da topsuz alan fark etmeden gelişine vuruyorlar. Maç öncesi stadyumda yaşananlar, Ukrayna'daki gibi polisin orantısız güç kullanması da dahil buna. Peki, aynı durum Türkiye'de olsa, UEFA yetersiz güvenlik önlemlerini böyle tolere ederdi miydi? Yoksa maçı iptal ederek, ev sahibini hükmen mağlup mu sayardı? Cevabı size bırakıyorum.

Stadyumun atmosferi gibi yüksek tempoda başlayan maçta Beşiktaş'ın erken bulduğu akıl dolu gol, kenar savunması handikaplı bir takım olan Lyon'u sarstı. Savunmanın ağır kaldığı anlarda Aboubakar'ı aradı gözler. Golden sonra tamamen taktik değiştiren takımda, Tosic stopere, Mitroviç ön liberoya, Babel sola, Talisca sağa geçti. Kadronuz ne kadar güçlüyse hamleleriniz de o kadar çeşitlenebiliyor işte. İlk yarının en fazla şut çeken, pas arası yapan, rakip ceza sahasında en çok topla buluşan ismi Marcelo da cezalı duruma düşmese iyiydi.

Ev sahibinin baskıyı arttırdığı ikinci yarıda, Beşiktaş orta alanda top tutmakta zorlanırken Necip-Mitroviç değişikliği beklenen bir hamleydi. Bu değişikliğe rağmen oyunu tutmakta zorlanan Beşiktaş'ta dakikaları sayarken olan oldu. 2 dakikada galipken kendi hatalarınla mağlup duruma düşmek üzücü tabii. Beyazken gri olamadan siyaha dönüşmek gibi bir şey. Gönül isterdi ki galip dönelim Lyon'dan. Olsun, deplasmanda atılan altın değerinde bir gol, Vodafone Arena'da işlemi tamamlamak için işimize çok yarayacak.


YAZARIN DİĞER YAZILARI