Hem sahada hem parada kazanmak

Sema Tuğçe Dikici
29 Mayıs 2017
9069
      A A

Acısıyla, tatlısıyla bir sezonu geride bıraktık.  Gordon Milne döneminden sonra ilk kez üst üste 2. şampiyonluğunu elde eden Beşiktaş’ı can-ı gönülden tebrik ediyoruz. Hakettikleri bir başarıydı bu. Son iki sezondur taraftarı ile yek vücut olan bir takım, kenetlenmiş bir camia, inanç ve çalışmanın zaferi bu. 

“Sevinmek için sevmedik biz seni. Sen yenilmişsin  umrumda değil ki...”, “ Şampiyon olmasak bile...” diye başlayan acıyı kabullenmişlik günleri geride kaldı. Kimilerine göre 3.lük ile özdeşleşen makus talih, son iki sezondur rakamlarla, gerçeklerle bastıra bastıra “Şampiyon Beşiktaş” diyor. 

Sportif performans finansal başarının da yolunu açtı. 

Uzun vadeli sponsorluk anlaşmaları, Vodafone Arena’nın açılışı,  taraftar desteği ve ardından gelen  2015-2016 futbol sezonu şampiyonluğu derken Beşiktaş’ın gelirlerinde geçen sezon  %50’ye varan bir yükseliş olmuştu. Son şampiyonlukla birlikte bu yükseliş devam edecek.

2014-2015 futbol sezonunda ligi 3. sırada tamamlayan ve toplam 217,5 milyon TL kazanan siyah beyazlılar, 2015-2016 sezon sonunda gelirlerini 323,4 milyon TL’ye yükseltmişti.  Gelir kalemlerine baktığımızda en fazla artış %96 ile Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi gelirlerinde olmuş;  20,1 milyon TL’den 39,5 milyon TL’ye yükselen gelirlerini %83,4’lük  artışla maç günü gelirleri takip etmişti. 

Takımlarını hiçbir deplasmanda  yalnız bırakmayan,  Vodafone Arena’yı tıklım tıklım dolduran taraftar sayesinde Beşiktaş,  2014-2015 futbol sezonunda maç günü gelirlerinden 25,5 milyon TL kazanırken 2015-2016’da 46,9 milyon TL kasasına götürmüştü.  Yeni bir stad, yeni bir ruh, yeni zaferlerin meyveleriydi bu şüphesiz. 2015-2016 futbol sezonuna göre 2016-2017’de maç günü gelirlerini de arttıran siyah beyazlılar, yeni sezona localar ve VIP alanlar da dahil olmak üzere 32 bine yakın kombine satışı ile başlayacak.  Vodafone Arena, hem moral ve motivasyon hem de finansal açıdan büyük bir güç Beşiktaş için. 

2016-2017 sezonunun resmi rakamları henüz açıklanmasa da Beşiktaş’ın kasasına girecek olan paranın gecen sezona göre yine artış göstereceği aşikar. TFF’den 100 milyon TL’lik şampiyonluk primi,  90 milyon TL’lik Şampiyonlar Ligi’ne doğrundan katılma hakkı bedeli ilk aklımıza gelenler. Bunun naklen yayın gelirleri, ticari gelirleri var daha... 3 yıldızlı formalar ve lisanslı ürünler dört gözle bekleniyor. Forma satışlarındaki hareketlilik ticari gelirleri de büyük oranda arttıracak.  Kulübün en büyük sponsoru olan Vodafone’dan forma göğüs reklamı ve stadyum isim hakkı için kazanacağı para toplam 111 milyon Dolar. Forma üreticisi Adidas’tan her sezon 4,6 milyon Dolar olmak üzere toplam 24 milyon Dolar, en eski sponsorlarından biri olan Beko’dan ise toplam 21 milyon Dolar destek alıyorlar. 

Gelen sponsorlar kaçmıyor. 

Son yıllarda Türk futbolunun en dikkat çeken özelliklerinden birisi, sponsor olan markaların ardına bakmadan kaçışı. Büyük rakamlar ödeyerek, büyük umutlarla futbol takımlarına destek olan, sözleşmesinde yazılı olan haklarını bile gerçekleştiremeden anlaşması bitip gidenler epeyce fazla. Bunlardan çoğu da global markalar. Türkiye’de bir futbol kulübünü sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmedi diye mahkemeye verecek cesaretleri yok. Çünkü kulüplerin kamuoyu algısını yönlendirmedeki gücünün farkındalar.  Beşiktaş bu konuda istisnai örneklerden biri. Başta Başkan Fikret Orman’ın ve sponsorluklarla ilgilenen profesyonel kadronun bu konuda ne kadar titiz olduğuna bizzat şahit olan biri olarak Beşiktaş’ın uzun vadede ticari gelirlerini çok daha fazla arttıracağını düşünüyorum.  

Passolig Kart Ligi’nde de yükselişteler. 

Vodafone Arena’nın açılış sürecinde, 1 ayda 50 binden fazla Passolig Kart satışı gerçekleştiren Beşiktaş’ta,  geçtiğimiz sezon sonunda 338 bin adet Beşiktaş Passolig Kartlı taraftar vardı. Bugünse, Beşiktaş logolu Passolig Kart adedinde 500 bini geçtiler. Ve Passolig Kart Ligi’nde Galatasaray’ın önüne geçerek 3.sıradan 2.sıraya yükseldiler. 

Beşiktaş’ın iki yıllık karnesine baktığımızda, sportif performansın finansal başarıya dönüştüğünü görebiliyoruz. Rüzgarı arkaya almak kadar, dümeni doğru yere kırmak da önemli... Beşiktaş, açık denizde, rotasını bilen bir kaptana; Şenol Güneş’e emanet. Yeni sezonda yeni ve daha büyük başarılar yakın... Ne dersiniz?  


YAZARIN DİĞER YAZILARI